27 Mayıs 2011 Cuma

AYY ÇOK ŞEKER BUNLAR









KÖPEK

Köpek (Canis lupus familiaris), köpekgiller (Canidae) familyasından görünüş ve büyüklükleri farklı, 300'den fazla evcil çeşidi olan etçil hayvan.

Köpeklerin hayatı [değiştir]

Köpeklerin koku alma ve işitme duyuları keskindir. Görme mekanizması, sarı ve mavirenkleri daha iyi algılayabilen yapıdadır. Zeki olduğundan kolayca terbiye edilebilir. Sahibine bağlılığı ile ün yapmıştır. Parmakları üstünde koşar ve iyi yüzer.
Erkek köpekler arka bacaklarından birini kaldırarak idrar bırakırlar. Ağaç kökü, kaya gibi yerlere kokulu olan tuvaletlerini yaparak, bölgelerinin sınırlarını çizerler. Daha sonra, arka ayaklarıyla boğa gibi tepinerek, idrar ve dışkı bıraktığı yere patilerindeki bezde bulunan hormonları bırakır. Bu hormonlar köpeğin cinsiyeti, yaşı, statüsü ve üreme durumu gibi konularda, diğer köpekleri bilgilendirmek içindir. Her köpek komşu köpeklerin kokulu işaretlerini tanır ve bölgelerine girmekten çekinir. Köpeklerin koku hafızası son derece gelişmiştir ve yeni bir kokuyu aldıktan hemen sonra, burnunu yalayarak bu kokuyu hafızasına alır. Beş ayda bir eşleşirler. 63 günlük bir gebelik devresinden sonra, dişi, gözleri kapalı ve 6-8 yavru doğurur. İki hafta sonunda gözleri açılarak işitmeye başlarlar. Altı hafta süt emerler. Eğitim görecek köpeklerin 6 haftalıkken eğitilmeye başlanması önerilir. On aylık olunca erginleşir, 15-20 yıl kadar yaşarlar. Çikolata köpeklerde körlüğe neden olabilmektedir. Köpeklerin kedileri yediği bir söylentidir. Zira köpekler kedileri bazen eğlence, bazen yaralamak veya öldürmek için kovalar. Ancak köpeğe verilecek eğitim ile bu sorun aşılabilir. Bunun yanında köpeğin yavru iken kediler ile tanıştırılması ve bir arada yaşayabileceklerini göstermek ileride olabilecek sorunları engelleyecektir.

İnsanlarla etkileşim [değiştir]

Evcil köpekler kurt atalarından miras kalan kompleks bir sosyal hiyerarşiye sahiptirler. Köpekler, her bir köpeğin hiyerarşideki yerini belirleyen karmaşık hareketler gösterirler ve akıllarından geçenleri anlatmak için değişik duruşlar sergilerler. Bu gelişmiş sosyal iletişim, köpeklerin eğitilebilir, oyuncu olmasını ve evlerde rahat yaşabilmesini sağlamıştır. Bu sayede tehlikeli avcı hayvanlar olmalarına karşın insanlarla eşsiz bir bağ kurmuşlardır.
Her ne kadar uzmanlar köpeğin evcilleştirilmesinin detayları üzerinde uzlaşamasalar da, insanın köpek alttürleri oluşumunda önemli bir rol oynadığı kabul edilir. Evcilleştirilmelerinden hemen sonra köpekler insan topluluklarında sıkça rastlanan hayvanlar haline gelmişlerdir, ve tüm dünyaya yayılmışlardır. Sibirya'dan göçenler Bering Boğazı'nı geçerken köpeklerden yararlanmıştır. Uzmanlar 12,000 yıl önce göçmenlerinKuzey Amerika'ya varabilmesinde köpeklerin önemli rol oynadıklarını söylemektedirler. Köpekler Kuzey Amerika'daki AtabaskKızılderililerinin hayatında önemli bir yere sahipti ve o halkın tek evcil hayvanıydı. Köpekler ayrıca Apaçi ve Navaho kabilelerinin göçünde yükün büyük bir bölümünü taşımışlardır. Bu kabilelerde köpeklerin yük taşımak için kullanımı, atın Kuzey Amerika'ya girmesinden sonra bile devam etmiştir.

Üreme [değiştir]

Erkek köpeklerin eşleşme güdüsü, kızana gelmiş herhangi bir dişi kokusu aldığında devreye girerken, dişiler 180 günde bir eşleşme dönemine girerler ve sadece bu dönemin uygun günlerinde çiftleşebilirler. Regl dönemi, 180 günde bir, 21 gün süren bir siklustur. Kanamanın 8. ve 13. günleri arası, eşleşme için uygundur. 63 günlük bir gebelik devresinden sonra, dişi, burnu tamamen açık, gözleri kapalı ve sağır 2-9 yavru doğurur. Yavru sayısı, eşleşme sıklığı, eşleşme zamanı, dişiyi dölleyen erkeklerin sayısı ya da erkeğin döl kalitesi gibi etkenlere bağlıdır. Yavru doğduğunda, sadece burnu açıktır, 14. günde gözler, 21. günde kulaklar açılır. Anne köpek, doğumda, son yavrunun gelmesiyle beraber, yavru toplama motor şablonunun etkisiyle, 14 gün boyunca yavrularına muazzam bir ilgi gösterir. 14. günde yavruların gözleri açıldığında, annedeki oksitosin hormonu tamamen normal seviyeye gelmiş ve anne yavruları ile ilgisini hemen hemen keser. Yavrular için çözüm üretme, kaybolduklarında arama, yardım için çağırdıklarında yanlarına gitme gibi eylemleri keser. Yavrular altı hafta süt emerler.
Köpeklerin ter bezleri pati yastıklarındadır. Yeterince ter atamadıkları için, ağız ve salya yoluyla sıvı atarlar. Özellikle sıcak zamanlarda dillerini ağızlarından sarkıtarak hararetlerini dışarı atarak serinlerler.

Tarihçesi [değiştir]

Köpek; Etçiller takımının Köpekgiller familyasından, evcilleştirilmiş ilk hayvandır. Avrasya’da 12-14 bin yıl önce ortaya çıkmıştır. Köpeklerin insanlarla ilişkisi yaklaşık 10 bin yıl önce başladığı sanılmaktadır.

MİNİ MİNİ CİVCİVLER







TAVUK (CİVCİV'DE OLABİLİR)


Tavuk (Gallus gallus domesticus), sülüngiller (Phasianidae) familyasından evcilleştirilebilir bir kuş türüdür ve genelde çiftliklerde yetiştirilir. Hindistan'da Asya'nın güneydoğusundaki kırmızı Hint kuşundan geldiğine inanılır.
2003 yılında 24 milyar nüfus ile, Dünya'da en fazla bulunan kuş türüdür. İnsanlara iki çeşit sık kullanılan besin kaynağı sunarlar: etleri ve yumurtaları. Tavuklar uçamayan kuşlardandır. Yumurta ile çoğalırlar. Akciğerleri ile nefes alan tavuklar, otçul hayvanlardır.
Tavuklar hayatlarının farklı evrelerinde farklı isimler alırlar. Yeni doğmuş yavrularına civciv, genç ve gelişme çağında olanlara piliç, yumurtlama olgunluğuna henüz ulaşmamış, ergenlik öncesi dönemdeki dişiye yarka, cinsi olgunluğa ulaşmış ergin dişilere tavuk, ergin erkeklere horoz denir.

Hayvancılıkta Tavuk [değiştir]

Tavuk çiftliklerinde kümesler yüksek ve büyüktür (ortalama 10 000 et tavuğu ya da 4 000 yumurtatavuğu), oysa ilkel bir barınak ile önündeki gezinti alanından ibaret geleneksel kümeste ;ancak elli kadar tavuk barınabilir.Aydınlatmanın cinsine (doğal ya da yapay ışık), yetiştirme tarzına (yerde ya da kafeslerde), havalandırmaya, ısıtma sistemine,beslenme sistemine göre çeşitli kümes tipleri vardır.
Battery chickens
Et tavuğu (piliç) üretimi için başvurulan yerde yetiştirme, hayvan sıklığının çok yüksek olduğu (metrekareye 15 ila 18 piliç) yapılarda gerçekleştirilir.Isıtma ve havalandırma için, sıcaklık kışın 15 ila 18 derece arasında ve yazın 25 derecenin altında tutulur.Civcivlerkuluçkalıklar sayesinde tamamlayıcı bir ısıtmadan yararlanırlar.Yem dağıtımı gerek yemliklere elle dökülerek, gerek otomatik besleme zincirleri sayesinde mekanik olarak yapılır. Yumurta tavukları için kafeste yetiştirme yerde yetiştirmenin yerine geçmiştir.Tavuk çiftliğinde, tavukların tek tek yerleştirildikleri bitişik tel örgülü kafeslerin üst üste konduğu 3 ya da 4 batarya bulunur.Kafeslerin tabanı yumurtaların oluklara yuvarlanmasını sağlayacak biçimde eğik yapılmıştır; oluklara düşen yumurtalar ya elle ya da hareketli bant ile otomatik olarak toplanır.
Karanlık denen kümeslerde aydınlatma yapay olduğundan pencere bulunmaz.Yumurta ve üretim tavuklarında ışık ritminin (gün boyunca aydınlık ve karanlık dönemlerin karşılıklı süreleri) kesin kontrolü gerektiğinden böyle bir sistem çok elverişlidir.Aydınlatmanın gün ışığı ile sağlandığı pencereli kümesler et hayvanı (piliç, hindi palazı, ördek palazı vb.) üretimi için daha elverişlidir.

SEVİMLİ TAVŞANLAR





tavşan


Tavşan, tavşangiller (Leporidae) familyasını oluşturan memeli türlerin ortak adı. Doğurarak çoğalırlar. Yavru bakımları çok azdır. 7 gün baktıktan sonra anne tavşan yavru tavşanı bırakır.
Tavşangiller familyası yaklaşık elli türü içine alır. Kuyrukları uzun kıllarla örtülüdür. Kulaklar ve arka bacaklar uzamıştır. Bir kısmı toprak altında oyuklarda yaşar. Familya üyelerine tavşan veya ada tavşanı adı verilir. Tavşangiller, Ochotonidae familyasını oluşturan pikalardantüylü küçük kuyrukları, uzun kulakları ve arka ayakları ile ayrılır.
Lepus harici cinslerin tüm üyeleri genel olarak ada tavşanı olarak adlandırılır. Ada tavşanları başka hayvanların yuvalarında veya kendi kazdıkları yuvalarda barınırken, tavşanlar uzun ot ve çalıklarda yaşar.Tavşanlar arasında en çarpıcı özelliklere sahip olan beyaz tüylü sera tavşanı 21. yüzyıla damgasını vurmuştur.
Ayrıca, bazı türlerin kulakları oldukça iyi duymaktadır. Her türlü sese şaşkınlıkla tepki vermektedirler. Bu yüzden kendi türünden ya da başka canlıların yaklaşması durumunda yabanî tavşanlar irkilirler.
Okyanusya hariç tüm dünyada yerlidir. Okyanusya'ya gelişleri yerli memeliler için büyük bir tehdit oluşturur.







Kedi (Felis catus), kedigiller (Felidae) familyasındanavcımemeli, evcil, etçil bir hayvandır. İnsanlar, kedilerin arkadaşlığına ve onların haşarat, yılan veakrep avlayabilme kabiliyetine önem vermektedir. Kediler en az 9.500 yıldır insanlarla birlikte yaşamaktadır.
2,5 ile 12 kilo arasında ağırlığa ve dişilerde 50 cm. Erkeklerde 70 cm ye varan ebatlardadır. Çok çeşitli renklere sahip olabilmekle beraber genetik olarak çok farklı ve orijinal renklere de sahip olanları mevcuttur. Kedigiller familyasının genel karakteristik özelliklerini taşımaktadırlar. Ortalama kedi ömrü 14 yıldır. Ancak kediler iyi bir beslenme ile 20 yıldan fazla yaşayabilirler.
Kediler hoş görünüşlü, yuvarlak başlı, sivri kulaklı, uzun bıyıklı hayvanlardır. Bıyıklarının dipleri sinirlere bağlıdır. Dokunma duyusu görevi yaparlar. Ön ayakları beş, arka ayakları dört parmaklı olup, kancalı tırnaklarını içeri çekebilirler. Tırnaklarını ağaçlara sürterek bilerler. Hassas işitme ve görme duyuları vardır. İnsan kulağının duyamadığı yüksek frekanslı ses titreşimlerini kaydederek çok hafif sesleri duyarlar. Genellikle gece avlanırlar.
Kökeni Mısır uygarlığına ve Kuzey Afrika coğrafyasına dayanır. Yaygın rivayete göre evcilleşme süreci tarım toplumunun gelişimi ile birlikte hızlanmıştır. Bugün genetik anlamda geçmişi eski çağlara dayanan evcil kedi cinsi 2 taneyle sınırlı. Bunlar Mısır Mau'su ve Habeş cinsi kedilerdir.

1 Mayıs 2011 Pazar





Hayvan Sevgisi

Eskiden hayvanlara sevgi besleyen,onlarla içli / dışlı yaşayan bir toplum olduğumuzdan,mahlukata sevgi ile bakar,bir bakıma daha duyarlı olurduk.
Kimimiz kuşlara, balıklara,kimimiz atlara pek düşkündük. Evlerde kafeste beslenen ötücü kuşların yanında, içlerinde rengârenk balıkların süzüldüğü akvaryumlar da çoğunlukta idi Zaman her şeyi değiştiriyor.  Şimdilerde geçim sıkıntısı ve telaşı içinde hayvanlara olan ilgi de azalma noktasına geldi.
Hayvanı sevmek, aslında doğayı sevmek demektir. Doğa sevgisi de sırası ile nebatı ve hayvanı sevmek ile başlar. Tasavvuf bilimine kendi damgasını vurarak belirleyici rol oynayanlardan biri olan miskin Yunus, derviş Yunus, insanı  şaşırtan yaklaşımını şöyle dile getirmiştir: “Yaratılmışı  severiz Yaratan’dan ötürü. “ Bu ifade  hayvan sevgisini de ortaya koyan anlamlı bir hatırlatmadır.
Hayvanlara yaklaşım konusunu yakından takip eden Darwin’e göre, hangi hayvanların duygusal yaşamları olduğu, hangilerinin olmadığı bugün bile tam olarak tesbit edilememiş.Bu konuda pek yol alamayışımız, belki araştırmacıların "bilimsel olmamakla" suçlanma korkusundan kaynaklanmış olabilir. Gelgelelim, durum artık eskisi gibi değil.
Şimdilerde, "hayvanlar birbirlerine âşık olurlar mı, bir yakınlarını yitirdiklerinde yas tutarlar mı, utandıkları olur mu?” gibi soruların sorulmasında hiçbir sakınca görülmüyor.
Hayvan davranışı ve nörobiyolojiyle ilgili son araştırmalar, en azından kimi omurgalıların korku, nefret, neşe, kıskançlık, öfke ve şefkât gibi bir dizi duyguyu yaşadıkları konusunda çarpıcı kanıtlar ortaya koyuyor. 
Diğer taraftan  toplum yaşantımızda bazı insanlara hayvansal nitelikleri yakıştırabiliyoruz. Bazen bu hayvan isimleri,  küfür veya olumsuzluk ifade eden anlamlar yerine de geçiyor “İt,yılan,eşek,ayı domuz...” gibi. Ayrıca onları davranış biçimine göre, sahip olduğumuz tabiat ve huy yapısıyla özdeşleştirebiliyoruz. Bu olumsuz faktör çocuklara yansırken, onlarda hayvanları aşağılama, küçümseme gibi huyların gelişmesine de sebep oluyor. Adı geçen hayvanların küfür malzemesi olduğunu duyan bir çocuğun acaba bir köpeğe sevecenlik duyması, onu bir canlı olarak sevmesi  ve yaşam hakkına saygı  duyabilmesi mümkün mü?
Batının ise hayvanlara bakışı oldukça farklı bir düzeyde. Örneğin, Alman WDR Televizyonunda her Pazar saat 18:00 ‘de bir “hayvan programı”var. Programda hayvanların nasıl bir gelişim içinde olacakları ve onların nasıl korunacağına dair bilgiler veriliyor, ayrıca hayvan sevgisinin bireye getireceği olumlu katkı anlatılıyor.
Ve değişik görüntülerle programın estetik yönü işleniyor.

Hz. Resulullah’ın bu konuda bizlere bazı uyarıları var:
 "Dünya küfr üzerine durur, ama zûlm üzerine durmaz” 
“Öldürmek istediğiniz, kuduz bir köpek dahi olsa ona işkence yapmayınız." gibi...
 Hayvan sevgisi olmayanın, başka sevgileri de taşıması mümkün görülemiyor